Karadeniz yaylalarından İç Anadolu bozkırlarına uzanan bir macerayla yine sizlerleyim dostlar. İstanbul’un tatlı karmaşasından biraz uzaklaşmak ve buram buram memleket koklamak maksadıyla Giresun’a yol aldım iki hafta öncesinde. Yav bir şehir hiç mi değişmez? 6 aydır tek bir taş oynamamış yerinden. Neyse çok da umrumdaydı, ben ağaca çıhmaya geldiydim zaten! Bu anlam veremediğim hobiden sonra sıkıldım ben. yazın tanışarak çok yakın arkadaş, dost olduğum Kutan, Eskişehire çağırdı beni, ben de tam moruk geliyom aha dedim. Pancar çorbamı yudumladım, milletle vedalaştım ve atladım otobüse.Müzik dinleyerek film izleyerek ve bol bol düşünerek geçen yolculuğun ardından vardım gardaşımın yanına. Öyle şanssızım ki bir haftadır güneşli olan hava öğlene doğru bozdu, yağmur bastırdı. E haliyle pek fazla gezemedik. Ama yağmurdan önce gezdiğimiz Odunpazarı’nda, efsane icat lüle taşından bir pipo yapmışlar ki, cuğara bile içmeyen ben aşık oldum alete. Kutan da eski içiciymiş, aldık bi paket tütün, birer de bira söyledik Olympos’ta, başladık tüttürmeye. Ben tabi biraz zorlandım içerken ama çabuk alıştım. Bir kere bu düzenli içilecek bir şey değil. Yemekten sonra veya tatlı bir içkiye eşlik edebilecek bir keyif şeysi. Yine Kutanla tüttürdüğümüz bir akşam kafamıza esti, Ankara’ya geçelim dedik. Orda da kamptan bir iki ark. vardı, biraz da orda takıldık. Açıkçası pek eğlenemedik, niye öyle oldu ben de çakamadım. Pek kimse gelmedi, ondandır belki. Neyse, ordan da atladım geldim İstanbul’a. Bu nasıl bir kasvetli havadır, bu nasıl bir cenabetliktir bendeki, anlamadım amk. Okuldaki tayfanın da canı sıkkındı bugün, oturduk salak salak. Cumaya plan yaptık, o gün kendimize geliriz umarım. Şu vize muhabbeti de firesiz geçerse raadız. Ulan bi kere yazdıydım twitter’a, bu sınav geçsin raadım olayı neden hiç bitmiyor acaba??? Zaten bunca şeyin yanında, ihtiraslı bir aşk hikayesi de yaşamaktayım. Hatun Ortadoğu ve Balkanların en yüz vermeyen en naz yapan kızı çıktı ya la :( Ama yabıcaz bir şeyler, onu da bağlayınca yazıcam. Yine bir hayat silsilesinin daha sonuna geldik. Buradan atarlı okul arklarıma ve sevgili ergen liseli okuyucu tayfama teşekkürü borç bilirim. bye.
Dostlar tumblr a yazmayalı epey olduğunu fark ettim.Bu aralar çok yoğun tempoda ve eğlenceli yaşadığım için twitter la heba etmek istemedim bu anılarımı.Velhasıl kelam, İstanbul beni kaybetti resmen. İlk aylardaki o salak saçma ve çocuksu yaşantım yerini bambaşka bir dünyaya bıraktı. Mesela o kadar çok insanla tanıştım ki yarısının adını hatırlamıyorum. Okuldan başlayalım. Birçok yeni arkadaş edindiğim cağnım siyasalda çok sevdiğim bi arkaaş tayfasıyla takılıyorum ve manyak eğleniyoruz. Mal ders programı yüzünden dört gün tatilim olduğu için bir boşluk yaşadım. Bu boşluğu çalışarak doldurayım dedim ve çok sevdiğim bacım Tansu sayesinde Taksim’de bir barda çalışmaya başladım. Elbette ki bir barda çalşmak harika ve bir o kadar da havalı fakat gecenin bir körü yurda döndüğüm ve bunu 6 gün yaptığım için işi bırakmaya karar verdim. Tabi benim gibi yakışıklı, girişken, zeki, kalite bir eleman bulmak kolay değil. Onlar bulana kadar devam ediyorum bu sıralar. Ortam cidden çok elit. Portföy geniş ama genelde Bomonti tayfa ve de maç izleyen barzoları ağırlıyoruz. Ben düzenli içen bir insanım, normalde köpek gibi içmem lazımdı ama yaklaşık 20 gündür içmiyorum ve kendimi zor tutuyorum. Bizim tayfaya sözüm var işten koptuğum gün başka mekanda ağır içicez. İlişki durumuma gelirsek, yazmadığım sürede bir kızdan hoşlanıyordum, kız bana dünyanın en itici ve en sinir bozucu cümlesini söyledi: Arkadaş kalalım. Dedim kalalım amk kalalım da bu ne biçim laf amk. Ben arkadaş olmak istemiyorum abi. Tipim mi saf anlamıyorum ki ya. Neyse geçmişte kaldı o sayfalar. Şu sıralar taa okulun başından beri ilgimi çeken bir hatun kişiyle beraberiz. Çok fırtınalı bir ilişki oluyor gerçekten. Ona hislerimi açtığım ilk akşam öyle bir atılım yaptım ki borsacı olsam Doğan Holding ayarında bi para kaldırırdım. O açılmada çok az içkiliydim, olayı on kere anlatmışımdır ama önemli detay şu ki el ele tutuştuk ve o an inanılmaz bir etkileşim yaşadık. Patronum Turan Abi’ nin efsane sözünü buraya da yazmak istiyorum: Kalp her zaman atar; önemli olan ritmi değiştirebilmek… Bu sözden sonra bir süre yerde yuvarlanın, ağlayın, ne bilim bi pıçaklayın kendinizi,o derece verdi adam ayarı. Neyse yine çok uzattım kimse okumayacak amk yia. Yine yazıcam cicişler, okuyun buraları mutlu oluyorum. Hadi bakın kendinize.
İstanbul maceramda ilk haftayı geride bıraktığım şu anlarda, sütün Cicibebenin dibine vuruyorum.Yine başıma değişik şeyler gelmekte.Dün mesela tramvaydan yanlış durakta indim(5.kez) ve 2 turiste rast geldim.1.80 sarışın yeşil gözlü ve benim yaşlarda olmalarını isterdim tabi; ama 40larında bir amcayla teyzeydi. Taksim’e nasıl gideriz diye sordular.Ben de beraber gidelim dedim. Sohbet ederekten yokuşu çıkmaya başladık. Çok İngiliz duruyorlardı ama sordum Şili dediler. Bembeyazlar abi ya. İnsan en azından bi Alexis Sanchez esmerliği bekliyor. Aralarında İspanyolca mırıldanıyorlardı.Dil çok hoşuma gitti. Haftanın 3 günü boş olduğumdan ben de öğrenmeye karar verdim. Okulda ise durumlar aynı. Yeni arkadaşlar edindim hepsi de çooook iyiler. Olay çok ama kitap yazmıyoruz burda kısa tutmaya da söz vermiştim neyse kendinize iyi bakın dostlar beni de takip edin laağn bak birgün çok değerlenecek buralar :)
Not: Viva la Dr. House!!!
Tamam ilk yazı bencilceydi, biraz abarttım ama hakettim lan :) Selam sevgili dostlar,size Fındıkzade’de bir öğrenci yurdundan,kafam hafif dumanlı bir şekilde sesleniyorum.Bu yurt bi harika dostlar bunu söylemeliyim.Çoğomik bir şey anlatıcam ama önce oda arkadaşım Alper’den bahsedeyim.Çapa tıp okuyor.Adam doktor olmak için yaratılmış sanki.Klasik doktor ses tonu, takmayan serkeş bi yaşantı,sonu gelmez oyun seansları ve az uyku.Beynime tecavüz ediyor ibne.Geçen akşam yurdun büyükleri odamıza tanışmaya geldi.Başta gayet ciddi bir tanışma ve sohbet başladı; ama öyle bir adam girdi ki içeri-Dursun Abi- film koptu.Avukat Dursun benle tanıştıktan sonra önceden tanıdığı Alper’e sağlı sollu sorularla girişmeye başladı.Sorular aşırı cinsellik ve küfür içerdiği için yazmıyorum ama öyle güldüm ki uyuyamadım karın ağrısından :) Adam üşenmedi, gitti odadan kondom aldı, paketi açtı Alper’e bi güzel anlattı.Neyse İstanbul’dan bahsedeyim biraz.Okul ve ortam çok güzel.”İstanbul’da okunmaz ıyk çok kalabalık” diyen tayfayı dinlemeyin çok biliyo yavşaklar.Galata,İstiklal,Kabataş İskele,tramvay desem yeter herhalde.Ben Giresun’dan,öküzün harman olduğu yerden geliyorum.O tarz insanlar da var ama genelde kültür seviyesi çok yüksek.Pazartesi işsiz kaldım ya spora ya da Fransızca kursuna başlamam lazım.Yine saçmaladım amk neyse dostlar bundan sonra daha kısa ve daha enteresan yazmaya çalışacağım.Esen kalın.
Deneme bir ki deneme bir ki… Ses,ses…Selam insanlar.Ben supertramp.İsmim tabi yine güzel çekici birşey ama bunun olması yönünde çabalarım sürüyor.Baktım ”eloğlu” dayayıp döşemiş buralara hayatını,ben de boş durur muyum atladım tabi hemen.Efenim,üni. ye yeni kayıt yaptırmış heyecanlı, eğlence ve macera arayan biri olarak sizlerle hayatımı paylaşmaya karar verdim.İyi yapmışım dimi? Bi göz atın derim, özellikle yeni başlayacak veya sınava hazırlanan bünyeler.Biraz spoiler gibi olur size ama olsun :) Şimdilik bu kadar,sıkıcı hayatınıza dönebilirsiniz,ama yakında,sayemde bir parça heyecan yaşatabileceğimi umuyorum.Nasıl kendini beğenmiş olduğumu anlayın artık :) Gorüşürük.